Popüler Yeniler
Reklamlar

40lı yaşlarında bir vatanseverden İnce’ye mektup

<3 İNCE'YE MEKTUP...
Gönlümün başkanı sevgili Muharrem İnce,
Ben , 40lı yaşların ortasında bir yerde, aslen Mardin'li orta halli memur anne ve babanın Ankara'da doğup büyümüş yine orta halli iki evladından bir tanesiyim.
Çocukluğumda siyasete dair ilk hatırladığım endişeli hal 1980 ihtilaline denk gelir.. O zamanlar 6 yaşındaydım. Rahmetli babam bir gün beni kenara çekip "Kızım bak şimdi, eğer sokakta biri seni çevirip sağcı mısın solcu musun diye sorarsa sen: Ben Fenerbahçeli'yim dersin" demişti...Çok anlamamıştım daha o yaşta ama içimde bir telaş da yeşermişti hani biri beni yolda sorguya mı çekecek diye....
Benim büyüdüğüm evde siyaset rüzgarı hep soldan esti. Rahmetli babam Ecevit aşığıydı. Ölene kadar Ecevit şapkasıyla gezdi...Ama herkese saygılıydı. Dayım mesela Demirel aşığıydı. Gazeteciydi. Mardin'de ilk yerel gazeteyi , Özgür Gazetesi'ni çıkarmıştı. Demirel'in etrafındaki sayılı adamlardandı. Bir dönem Mardin DYP İl Başkanlığı yaptı. Bir gün Rahmetli Demirel'le çekilmiş koca bir fotoğrafını getirdi bize hediye olarak. Ben bu amcayı o zaman TRT'den ve eve her gün düzenli alınan Hürriyet Gazetesi'ndeki fotoğraflarından hatırlıyordum. Dayım ve babam siyasi olarak farklı kutuplar olmalarına rağmen hiç tartışmazlardı. Oturup rakılarını içer, memleket meseleleri konuşur dertleşirlerdi.. Hiç siyaset nedeniyle evde ses yükseldiğini görmedim. Herkes birbirini saygıyla dinlerdi. Demem o ki bizim çekirdek aileden hiç sağ partiye oy çıkmadı.. Herkes bildiği, inandığı yolda, kırmadan, dökmeden ama sevgiyle yürüdü. Kalbimiz hep vatan ve Atatürk sevgisi ile dolu büyüdük. 
Biraz büyüdüm. Ankara'nın en güzel okullarında okudum. 3 yabancı dil öğrendim... Eğitim eşitliği ve kalitesi o zamanlar tartışılmaz düzeydeydi..Sonra İstanbul'da üniversite kazandım. Giderken babacığım "kızım çok zorlanırız okutamayız seni oralarda" dedi. Geldim İstanbul'a ilk hafta iş buldum çalışmaya başladım. Üniversiteyi kendi imkanlarıma, çalışarak okudum. Benim üniversite yıllarım Tansu Çillerin başbakan olduğu yıllarla örtüşür. Bir kadın başbakan olasılığı çok büyük şeydi o zaman. İlk defa oy kullanacağım yıllar.. Okulda aklımı çelmeye çalışan binlerce konuşma dönüyor, herkes bir tarafa çekiştiriyor.. Beni partiye üye yapmak istediler, olmadım. İlk oy verdiğim seçimde evimizin geleneğini bozmadım ve yine sağ partiye oy vermedim. 
Sonraki yıllar apolitize yıllar. İş hayatı, koşturmaca, para kazan, taksit öde, "birşey" ol... Bi dikili ağacın olsun.. Memur ailenin çocuğu olarak ilk önemli ihtiyaç "başını sokacak bir ev"... Bu koşturmacada politika böyle dizi gibi arada bir bakıp, kafayı çevirdiğim hikayelerden öte olmadı hayatımda... Ben doğduğum günden beri bir tek siyasi lideri tüm yüreğimle sevdim ve kayıtsız şartsız inandım. O da Atatürk'tü... Hayatım boyunca hiç bir siyasi partiye üye olmadım, hiç bir siyasi parti mitingine katılmadım, hiçbir lidere Atatürk gibi güvenip inanmadım...
Ama siz bu son 50 günlük dönemde bana 40 küsur yıllık hayatımda asla empati kuramayacağımı düşündüğüm AKP seçmeninin anlaşılmaz Erdoğan'ın "g.. k..ı olma halet-i ruhiyesinin nasıl bir duygu olduğunu gösterdiniz. Nasıl yani derseniz; ben 40 yıllık ömrümde ilk defa bir siyasi lidere, dürüstlüğüne, verdiği sözlere, sahip olduğu vizyona, taşıdığı sorumluluk duygusuna kayıtsız şartsız inandım. Sonsuz inandım. İlk defa 23 Haziran'da bir siyasi mitinge gittim, yağmur altında ıslanıp hiç tanımadığım insanlarla el ele barış ve umut dolu şarkılar söyledim.İlk defa bunu yaparken göğsümün ışıkla dolduğunu hissettim.. 
Demem o ki Sn. İnce; ben size sonsuz inandım. Ülkemize ve geleceğimize dair verdiğiniz umutlara inandım. Sözünüze ve özünüze inandım.. 40'lı yaşların ortasında bir yerde, durduk yerde bir politikacı sevdim....İzinde , yanında yürümeye karar verdim...Bana onca yıldan sonra bu duyguyu ve coşkuyu yaşattığınız için size gönülden teşekkür eder, güzel ve biraz kırgın yüreğinizden binlerce kez öperim...

Saygı ve Sevgilerimle
Özgür Sanlı
ALINTI-