Popüler Yeniler
Reklamlar

Aslında Aşk Kalpten Mi Gelir?

Aşk Kalpten Mi Gelir

Araştırmalara göre aşkın ömrü yaklaşık 3 yıldır.

Image Courtesy of digitalart / freedigitalphotos.net
Hayatımızda en büyük yere sahip ve en önemli olan şey aşktır. Aşık olduğunuzda kalbiniz hızla çarpmaya başlar. Aşırı iştahsız oluruz, elimiz ayağımıza karışır ve heyecanlanırız… Genellikle her insan aşık olduğu ilk anda bunları hisseder. Peki aşık olduğunuzda aslında neler olur? Aşkın hemen hemen herkes kalpten geldiğini düşünür. Peki gerçekten kalpten mi gelir?

Aşkın en gerçekçi ve en bilimsel yanı aşkın kaslarla, kalple ya da mideyle alakalı olmadığıdır. Aşk aslında beyin, sinirler ve hormonlarla alakalıdır. Birçoğumuz bunu kabullenmekte zorluk yaşayacaktır. Çünkü geçmişten günümüze aşkı kalple bağdaştırıp kalpten geldiğine inanırız. Peki bunun açıklaması nedir?

Aşk aslında hormonların salgılanmasıyla beyin ve sinirlerde biten bir olaydır. Aşkın kimyasalları denilen dopamin, noradenin ve serotonin adındaki hormonlar aşık olmaya sebep olan maddelerdir. Bu hormonların salgılanması, aşık olduğumuzu düşündüğümüz anda hissettiğimiz duygulara neden olur.

Dopamin hormonu aslında hissettiklerimizin neredeyse tamamının sebebidir. Dopamin coşku, iştah kaybı, aşırı hareket, kalp atışının hızlanması, endişe ve korku hissetmemize neden olur.

Noradenin hormonu dopamin hormonuna yardımcı olmakla birlikte hafızada güçlenmeye de sebep olabilir. Etkilendiğimiz kişinin neredeyse bütün hareketlerini sözlerini hafızamıza kaydederiz. Ve bunlar hafızamızda kalıcı olarak yer eder.

Serotonin hormonu ise sevdiğimiz insanı hayatımızın merkezine koymamıza, çoğunlukla düşündüğümüz konunun o olmasına neden olur. Araştırmalara göre insanlara günlük hayatta en çok neyi düşündükleri sorulduğunda %90’ının sevdiği kişiyi düşündüğü öğrenilmiştir. Ancak aşkın saplantı haline dönüşmesi ise serotonin hormonunun bir çeşidinin salgılanmamasından kaynaklanır.

Peki aşk hastalığa dönüşür mü? Yapılan araştırmalara göre aşık olan insanda salgılanan serotonin hormonunun, psikiyatrik bir rahatsızlık olan ‘obsesif kompulsif bozukluk’ hastalarıyla aynı düzeyde olduğu görülmüştür. Obsesif kompulsif bozukluk halk arasında takıntılılık olarak bilinir. İşte aşkın ilk aşamasında da bu mekanizmanın aynı şekilde işlediği düşünülür.

Bilimsel araştırmalarda ise ilk bakışta aşkın 5 dakika 30 saniyede olduğu ve ortalama 937,5 gün sürdüğü öğrenilmiştir.

Aşık olan kişiler arasında yapılan araştırmalarda, bu kişiler etkilendikleri kişilerin ilk bakışta;

%55 fiziksel özelliklerinden

%38 ses tonu ve konuşma hızından

%7 ise söyledikleri ve kullandığı cümlelerden etkilenmektedir.

Kısacası, destanlara konu olan, her edebiyatçının işlediği günlük hayatımızın merkezinde olan aşkın kalpten değil de beyin ve sinirler aracılığıyla gerçekleştiği sonucuna varan araştırmalar ortaya çıkmaya devam ettiği sürece bu konuya daha birçok açıklama getirilecektir. Araştırmalar sürdükçe kendimizi tanıyıp, hayatımıza yön verip, yaşam tarzımı belirleyebiliriz. Kim bilir, belki bir gün bu konuda ilaçlar geliştirilir ve takıntılı olmaktan kurtuluruz…